DJAKİFİN RESMİ WEB SİTESİ

Arkadaşlar bir doların bilinmeyen sırrı buyrun inceleyin..!!

12.20.2006 | Kategori: dini

Arkadaşlar bir doların bilinmeyen sırrı buyrun inceleyin..!!












Son Olarak...Dikkat ederseniz MASON kelimesi çıkıyor..


Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Aydaki ezanın sırrı

12.20.2006 | Kategori: dini
Newl Amstrog aya ayak bastiginda bilindigi üzere bir ses duyar ve dünyaya indiginde misir gezisindeyken bu sesi tekrar duyar ve bunun ne oldugunu sorunca müslümanlari ibadete çagirmak için bir isaret oldugu söylenir ve kahramanimiz yasamini müslüman olarak sürdürmeye karar verir.
Path Finnder uzay araci marsa yollandiginda pramite benzer cisimlerin bulunduunu ve bunlarin insanlara gösterilirken gizlendigi söylentisi ses getirmisti.
Bu yapitlarin dünyada hangi bölegede bulundugu herkez tarafindan biliniyor.Sonuçta kahramanimizda uzaydaki sesin benzerini misirda duymadimi?
Din bilimcilere göre orada (misir) bir kavim hüküm sürmüs ve bu kavmin ileri düzeyde zekali olduklari ve 3000 e yakin kitap yazdiklari söyleniyor.
Bu kavim içinde bir karmasa çikyor ve kavim kendi içinde bir kaos yasiyor ve bu kaostan kavmin yok olmasi sonucu doguyor.Burada adi geçen din bilimciler konuya söyle devam ediyor.
"Bu kitaplardan 10 tanesi elimizde olsaydi biz su anda galaksi galaksi geziyor olurduk"
Bilindigi üzere her kabilenin içerisinde alim ve bilim adamlari vardir ve eger bu teori dogruysa bunlar kaosun kavmi dagitacagini anladilar ve yanina aldiklari digerleriyle onlara göre siradan olan galaksi yolculugunu gerçeklestirdiler ve yerlestikleri yerde dünyadaki benzerleri gibi anitlar yaptilar.
Ibadetlerinide dünyadaki gibi yapmaya devam ettiler.Birkaç yil önce amerikada bir metor parçasi bulundu ve bunun üzerinde hiyoroglif yazilara raslandi ve bu yazilarin ASUR alfabesiyle benzerlik gösterdigi saptandi,MISIR pramitlerinin ve nigdedeki yer alti tünellerinin asurlularin yaptigina inaniliyor ve sonuçta asurlularda bir kaos yasadilar.
Yorum sizin.


Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

DUALARIN HEPSİNİ TOPLAYAN DUA

11.18.2006 | Kategori: dini

DUALARIN HEPSİNİ TOPLAYAN DUA
DUA
-gozyasi- bildirdi: "Ashabtan Ebu Ümame el-Bahili (r.a) anlatıyor:Rasul-i Ekrem(s.a.v)Efendimiz her vesile ile bir çok dua ve niyazlarda bulunurlardı.Biz bunlardan bir kısmını ezberledik,bir kısmını ise hafızamıza alamazdık.Bir gün:



-ya Rasulullah!Siz çok dua ediyorsunuz.Hafızamızda bunlardan bir şey kalmıyor.Bunun üzerine Rasul-i Ekrem:

-Size bu duaların hepsini toplayan bir dua öğreteyim mi?İşte şöyle dersiniz!

İlahi!Ben,Peygamberin Hz.Muhammed(s.a.v)'in Sen'den istediği bütün hayırlı şeyleri Sen'den isterim;sana sığındığı bütün kötü işlerden de Sana sığınırım.Yardım,ancak Sen'den beklenir,dünya ve ahirette matlub olan şeye ulaştıracak Sensin.Hakimane tasarruf da,tam kuvvet de,Allah ile kaimdir.Kuvvet ve kudret,ancak Allah'ın inayeti iledir.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

NEDEN KUTLU DOĞUM

11.18.2006 | Kategori: dini

Neden Kutlu doğum
HAYATA DAİR
Yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan, insanların gönlüne ferahlık, düşüncelerine berraklık kazandıran bu doğum, insanlık tarihinin en önemli olayla-rından biri olduğu için "Kutlu Doğum" olarak adlandırılır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'nin doğumu kutlu ve mutlu bir olaydır. Peygamberler silsilesinin insanlara benimsetmeğe çalıştıkları güzel huyları kastederek, "ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim" buyuran sevgili Peygamberimiz'in, gerçekten "güzel ahlâk"la yoğrulmuş hayat tecrübesini tanımaya, O'ndan yararlanmaya her zaman olduğu gibi bugün daha çok muhtacız.

Hz. Muhamed'in Doğumu:
571 yılı Nisan ayında (Rebîüevvel'in 12. gecesi) Hz. Muhammed (s.a.s.) dünyaya gel-di. Babası Abdullah, doğumundan önce vefat etmiş olduğundan biricik oğlunu göremedi. Annesi Âmine, nur topu gibi bir çocuk doğurunca dedesi Abdulmüttalip büyük bir ziyafet verdi.

Hz.Muhammed'in (s.a.v.) peygamber olarak geleceği Hz. İbrahim'in duâsında isim belirtilmeksizin anılmış, Hz. İsa tarafından isim verilerek müjdelenmiş ve annesi Amine'ye de rüyasında bildirilmiştir. Dedesi Abdulmuttalib'in "Neden adını Muhammed koydun?" diyenlere, "Dilerim ki, göktekiler ve yerdeki-ler O'nu övsün!" cevabını verdi. Muhammed, "üstünlükleri anılarak övülen kimse" anlamına gelir.

HZ. PEYGAMBER'İN HAYATINDAN KESİTLER

Güzel Örnek:
İnsan taklitle yaşar. Mutlaka başka kişileri, beğendiği şahsiyetleri taklit etmek, onlar gibi olmak, onlar gibi yaşamak ister. Birilerini örnek edinmek, her insanın yaratılışında var olan doğal bir duygudur. Bu duygu sebebiyle K. Kerim de Müslümanlara Hz. Peygamber'i örnek gösterir."Andolsun ki, Al-lah'ın Rasulü, sizin için Allah'a ve ahiret gü-nüne kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir." (Ahzab,21.)

Kaydetmek gerekir ki O, sadece kuru bir örnek değil, her emri yerine getirilmesi ve her hareketi benimsenip hayata yansıtılması gereken bir rehberdir.

İnsanlarla İlişkileri:
O'nun bu yönü, kişiliğini ve ahlâkî karakterini yansıtır. O'nun, diğer insanlara karşı olan davranışlarında, bütün çağlar boyu insanlığın ör-nek alabileceği mükemmellikler görürüz. O, en iyi müslümanı, "ahlâkı en güzel olanıdır." diye tarif etmiştir. Hiçbir zaman insanların kusurlarını araştırmaz, aksine bunları merak etmeyi bile yasaklamıştır. Alçakgönüllülük, şefkat, merhamet, sabır, başkalarını kendilerine tercih, cömertlik, güleryüzlülük, güvenirlilik O'nun hayatının özelliklerinden sadece birkaçıdır.

Adaletli Yönetici:
Hz. Peygamber, adaletin hâkim olduğu bir sistem kurarak çeşitli ırklara ve dinlere mensup insanları, o günün şartlarında bile, aynı devletin çatısı altında ve tam bir eşitlikle yönetmiştir. O, dünyanın ilk yazılı anayasasını meydana getirmiştir. Anarşi yerine otoriteyi koymuş, zulüm yerine adaleti, imtiyaz yerine eşitlik prensibini getirmiştir. Vatandaşlara vicdan hürriyetini, can, mal ve namus emniyetini tanımıştır.

Bilgisayar'ın Gösterdiği İsim:
Amerikalı bir bilim adamı olan Michael Hart'ın "Tarihte Yüz Büyük Adam" adlı eseri batı dünyasında büyük çalkantılara yol açmıştı. Bu eserde adı geçen yüz büyük insan, bir bilgisayar aracılığıyla tespit edilmişti.

M. Hart'ın bu araştırmasında, gelmiş geçmiş bütün büyük insanların kabiliyetleri, mücadeleleri, icraatları ve başarıları bir bilgisayarın hafızasına kaydedilecek ve insanların en büyüğü, matematiğin tarafsız gerçeği doğrultusunda tespit edilecektir. Ayrıca bu araştırmada, yeryüzüne ışık tutan insanlardan birden yüze kadar sıralaması yapılacaktır. Hart'ın gerekli bilgileri bilgisayarın hafızasına kaydetmesi aylar sürer ve çalışmalar tamamlanınca sonuç düğmesine basılır. Bilim adamı, sonucu heyecanla beklemektedir. Bilgisayardan çıkan mekanik sesler birbirini takip eder ve nihayet ekrana, gelmiş geçmiş en yüce insanın ismi yazılır:

"HZ. MUHAMMED (s.a.v.).
Araştırma, sonuç olarak büyük çalkantılara yol açarken M. Hart müteassıp çevresi tarafından tenkit ediliyordu. Ancak o, bu ki-şilere sadece bilgisayarı göstermekle yetiniyor ve onun tenkit edilmesini söylüyordu. Bilgisayar sonuçları ve proğramlama esas-ları, daha sonradan defalarca gözden geçirilmesine rağmen ekranda gösterilen isim değişmedi.

1347 Yıl Sonra
Milyarlarca insanın yaşadığı, yerküremizde sadece milyonda bir kişinin adı tarihe maloluyor. Fransızların dünya çapındaki Le Point dergisi Hz. Peygamber'i "1979 yılının insanı" olarak seçmiştir.

29 Aralık 1979 tarihli Fransız gazeteleri bu haberi verirken, seçimin sebebini şöyle açıklıyorlardı:"Çünkü Muhammed, (571-632) yılları arasında yaşamış olmasına rağmen dünyadaki tesiri çığ gibi büyümekte ve yüz milyonlarca insan, O'nun gösterdiği yol-dan yürümektedir."

Yukardaki olay son derece ibret vericidir. Ondan alınacak dersler vardır. Bir insanın ve-fatından 1347 yıl sonra ve üstelik bir batı ülkesinde "yılın insanı" olarak seçildiğini düşünecek olursanız Hz. Peygamber'in dava-sının bütün asırlar ve insanlar için geçerli olduğunu anlayacak ve O'nun Allah Rasulü olduğunun bir başka ıspatını göreceksiniz.

Sonuç
Hayatının ve kişiliğinin birkaç yönünden çok kısa çizgiler sunduğumuz Hz. Peygamber'in hayatı etraflı bir şekilde incelendiğinde görülecektir ki, O, herkes için en mükemmel rehber, en güvenilir örnektir.

Kutlu Doğum'un kahramanı olan Hz. Peygamber'i yeterince tanıdığımızı söylememiz mümkün değildir. Halbuki O'nu peygamber olarak kabul eden bizler, O'nu yakından tanımakla yükümlüyüz. O'nu yakından tanıdığımız ve örnek edindiğimiz zaman dini-miz de doğru bir şekilde öğrenmiş olacağız. Bugün hiç gereksiz şekilde sorun olarak karşımıza diktiğimiz bazı düşüncelerin de kendiliğinden ortadan kalkacağını göreceğiz.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

YANLIŞ TARAFDASIN PAPA

10.27.2006 | Kategori: dini

Yanlış taraftaki Papa

 

Yeni Papa’nın, İslâm aleyhindeki söylediklerinden çok takındığı tavır, İslâmiyet ve Hıristiyanlık arasındaki mühim farkların anlaşılması yönünden önemlidir.

Bilindiği gibi Hıristiyanlığın ilk birkaç asrı mazlum olarak, karşısındaki zalim de olsa yumuşaklıkla ve miskinlikle mukabele şeklinde geçmiştir. Ancak İmparator Constantine’in Hıristiyanlığı kabulüyle din bambaşka bir hal almış ve artık devletleşmiştir, hatta Romalılaşmıştır. Risâle-i Nur’daki ifadeyle “zâlime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık, nihayat tecellüd; cebbarlıkta” karar kıldı. Yani nerede bir zorba, nerede bir diktatör varsa arkasında artık papa vardı.

Zorba bir Avrupalı kral bir muhalifini mi yok edecek, en büyük yardımcısı en büyük destekçisi bir papadır. Ona bir kılıf bulup muhalifin güya şeytana satılmış ruhunu yakarak kurtaracak papa hemen hazırdır. Ya da Galileo gibi, yöneticilere ve rahiplere itaatte kusur eden bir ilim adamı “Dünya dönüyor” mu dedi, eğer hata ettiğini söylemeseydi, yüzlercesi gibi yakılmasına İncil’den gerekçeler hazırdı. Ne büyük bir inat ve ne büyük bir kibirdir ki, dünyanın döndüğü kadar açık bir hakikat olan Galileo hadisesi hakkındaki hata, bin bir zorlukla ve teville yakın zamanda ancak kabul edilmiştir. Onun için güneş gibi açık olan Peygamberimizin (a.s.m) getirdikleri ile ilgili inkârlarına özür beklemek boşunadır.

Yine nerede bir iç savaş, nerede bir mezhep kavgası varsa ya da haçlı savaşlarında olduğu gibi yüz binlerce çapulcu, İslâm ülkelerini yağmalamaya çıktıysa, arkalarında yine papalık vardı. Ya da büyük Fransız ihtilaline giden süreçte olduğu gibi ilim adamlarına, hürriyetçilere ve fakir halka karşı her türlü baskı ve zulmü reva gören derebeyleri ve kralların yanında da, birkaç şato ve arazi geliri karşılığında, Hıristiyan rahipler vardı. Bu davranışlarıdır ki, ilim adamlarını, hürriyetçileri ve fakir halkı dine küstürmüştür. Yanlış olarak İslâmiyeti de aynı zanneden Batılılar İslâm dinine de mesafeli durmuşlardır. Aslında Batının korktuğu İslâm değil, kilisenin bu kötü şöhretinden dolayı dindir.

Halbuki İslâm tarihi, zulme, diktatörlüğe ve kavmiyetçiliğe karşı duran Hz. Hüseyinlerle, zalime destek mânâsına gelmesinden korkarak hayatı pahasına makam ve mevkileri reddeden İmam-ı Âzamlarla doludur. Ama Batıda böyle din adamı bulamazsınız, onlar her zaman yanlış taraftadır.

Manzara gerçekten ilginç. İsrail ve birkaç Hıristiyan devlet Filistin ve Lübnan’la birlikte dört Müslüman ülkeyi işgal etmiş çoluk çocuk demeden katliâm yapıyor, her gün yeni bir işkence merkezi ortaya çıkıyor. Dünyadaki bütün insan hakları teşkilatları işgalcilerin uyguladıkları şiddeti lânetlerken, bir papaz efendi de çıkmış bütün dünyanın aksine zulme kılıf bulmak için, mazluma “senin dinin şiddet dini” diyor. Aslında bu, tahrif edilmiş, nesh edilmiş bir dinin, bir anlayışın, bir medeniyetin tamamen iflasının, ölümünün ve bittiğinin resmen ilânıdır.

“Ekmek bulamazsanız pasta yeyin” anlayışına en büyük desteği veren rahiplerin takipçilerinden, bu gün Ortadoğu’daki sömürüye karşı çıkmalarını beklemek, ya da Ortaçağdaki engizisyonların bizzat icracılarının mensuplarından bu günkü zulme karşı çıkmalarını beklemek aslında fazla hayalcilik olmamalı. Alınlarındaki bunca kara lekeyi temizlemek için insan haklarını ve mazlumları savunmak en başta onların işi olmalı. Ama maalesef son Papa, önceki asırlarda olduğu gibi generallerle, petrol ve silah tüccarlarıyla kol kola. Tarihlerindeki tek istisna, İkinci Dünya Savaşı sonrası komünizme karşı takındıkları tavırdır. İki bin yıldır beklenen, kaderin biçtiği misyon budur, hepsi bu... Eğer o görevi de yapmamış olsalardı belki de Fransız ihtilâlinden buyana çöküşe giden Hıristiyanlık silinip gidecekti.

Papa, Doğu Roma imparatorunun bir sorusunu naklediyor, cevabı değil. İmparatorun halini anlamak mümkün. Çünkü İslâm, onları eski çağların tahıl ambarı Mısır’dan kovmuş. Canlı bırakmadık diye düşündükleri ve şehirlerini tarla haline getirdikleri Kartacalıların çocukları Endülüs’ü kurmuş. Kaç defa kılıçtan geçirdikleri Kudüs’ü, Filistin’i boşaltmak zorunda kalmışlar.

İpek yolu, baharat yolu yerli sahiplerini bulmuş. Kana ve altına doymayan İskenderler, Sezarlar ve haçlı kralları doğu topraklarına ayak basamaz hale gelmişler. Tabiî imparator, haksızlıklara destek vererek Roma’yla bütünleşen Hıristiyanlığın tam aksine, mazlumu savunarak önlerini kesen İslâm’a karşı bir şeyler söylemek zorunda hissetmiş kendini. Papa da, anlaşılan önümüzdeki yıllar için Roma’nın şahsında Batının akıbetini görüyor.

Aslında bizim niyetimiz Batının eksiğini, katliâmları ve sömürüyü sayıp dökmek değildir. Ancak onların da kan dökmeden, zulmetmeden ve sömürmeden de Batının var olabileceğini kabul etmeleri gerekiyor. En küçük bir krizde yok olacağız endişesiyle Doğu’ya saldırmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.

Bu gün kilisenin ya da Papa’nın meselesi aslında daha da derinlerde. Artık kiliseler boşalıyor. Çoğu neredeyse müze ve konser salonu halinde. Camiler ise hem doğuda, hem de batıda dolup taşıyor. Ancak bazılarının zannettiği gibi kiliseleri boşaltan Müslümanlar değil, bizzat yanlış tarafta duran son Papa gibileridir.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

işte kabir azabının büyük örneği(resimli)

10.22.2006 | Kategori: dini

Fotoĝrafta Ommanın devlet hastanesinde ölen 18 yaşlı gencin resmi. Gencin cesedi gömüldükten sonra üç saat sonra babasının talebi üzerine kabirden geri çıkarılmıştı. Hastanede vefat eden genç aynı gün hoca tarafından yıkanmış, cenaze kılınıp defnedilmişti. Görgü tanıkların, akrabaların ve doktorların ifadelerine göre genç siyah saçlı, hiç bir yerinde kırık, dövülme veya işkence yeri olmadıĝı şekilde defnedilldiĝini ifade ediyorlar. Fakat gömüldükten üç saat sonra babası doktorların oĝlunun ölüme sebep olan dianoza şüphe eder ve oĝlunun kabirden çıkartılıp otopsi yapılmasına talep etmişti.

Üç saat önce defnedilen genç çıkarıldıktan sonra, onu gören aile fertleri ve tüm akrabaları şok olmuşlar. Çünkü kabire koydukları genç idi, fakat üç saat sonra önlerinde yatan saçları bem-beyaz olan, sanki çok ihtiyar bir insanın cesedi idi. Saçları beyaz, bütün bedenine inanılmaz seviyede işkence ve azab vermenin izleri bulunuyordu. Ellerin, kolların ve ayakların kemikleri kırık vaziyette. Kaburga kemikleri kırık ve bedenin içeresine inanılmaz bir şiddetle basık durumdaydılar. Bütün bedeni ve yüzü yekpare bir morluk hale gelmişti. Kurtuluşu artık ummayan ve sonsuz acıya mazhar olduĝu açık gözlerinden ve kurumuş kandan gencin inanılmaz bir işkenceye tutulduĝunu gösteriyor

Ölen gencin akrabaları İslam âlimlere yöneldiler. Onlar da durumu öĝrendikten sonra, hepsi dilbirliĝi ile Kabir azabının ibretli bir örneĝin olduĝunu ifade ettiler. Ki Allah (c.c) ve Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) Kabir azaptan haber veriyor ve ümmeti sakındıryorlar.

Şok geçiren baba oĝlunun şımarık hayat yaşayıp, çeşitli günahlarda bulunup namazlarını kılmadıĝını itiraf etti.

Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |